5 Şubat 2016 Cuma

TENCERE DİBİN KARA BENİMKİ SENDEN KARA

          Gere yarısını geçeli çok olmuş, cam tıkırtılarına uyandım... Ne severim öyle birden bastıran yağmurun sesini... Cama nasılda güzel vuruyor damlalar. Bir kaç dakika sesi dinleyip huzur buldum. Sonra kalk dedim mercimek. Yağmuru izle.... Zor geldiyse de sıcak yataktan çıkmak değer dedim kendime. Çektim perdeyi, Aa e her yer kuru. Açtım camı sokakta çıt yok. Nasıl yani demek ki yanlış duymuşum. Girdim yine yatağa tam dalacam; Allah allah... Evet aynı ses; durmaksızın devam ediyor işte...  Bir iki dakika dinledim sesi huzurla huzursuzluk arası çıktım yataktan... Sonra odadan... Daha koridordan başlayan bi sıcaklık var;  ayrıca gittikçe büyüyen bi ses... Mutfağa daldım ki...

     ...  Yere çökmüş dua ediyordum kendime geldiğimde. Kaç dakikadır bu vaziyetteyim bilmiyorum. Elimde her an kullanılmaya hazır yangın tüpü... Az önce ne oldu? Sesi takip edip mutfağa girdiğimde sıcaklık yüzüme yüzüme vuruyordu. Ocağın üzerinde dövülmeye hazır demir kıvamında kızarmış düdüklü tencere, tıkır tıkır oynuyor... Sanırım önce doğalgazı kapadım, sonra sigortaları indirdim, vanaları kapayıp, camları açtım, yangın tüpünü hazır edip beklemeye başladım. Dilimde dua, kafamda deli sorular; binayı boşaltmalı mıyız?  Ev sahibine haber vermeli miyim? Bu tencere patlar mı? Ya patlamazsa? (Ben binadakileri boş yere telaşlandıracak üstüne bir de güvenlerini sarsacaktım. Her gece huzursuz gireceklerdi yatağa. Hoş haksız da sayılmazlardı ya neyse...) üç buçuk saat kadar öyle çöktüğüm yerden gözüm tencerede bekledim. Yerimden kalkayım soğumuştur artık dedim ama tutulmuşum hep aynı pozisyonda durmaktan ve yaşadığım stresten. Dokundum evet soğumaya yakın ılık; aldım lavabonun içine; açtım çeşmeyi bekledim biraz. Havasını alayım dedim hava yok. Açtım kapağını usulca... Derin tencerenin dibi kara. ay ışığının izin verdiği kadar görebiliyorum. Tehlike geçti artık diyip açtım sigortaları yaktım ışığı; ahhh tencere demeye bin şahit ister. Yaklaştım, dibine bakayım dedim. Anaaaa e ben lavaboyu görüyorum. kaldırdım ki tencerenin dibinde koca bir delik var. Delik var yaaaaa... Ben o koca tencerenin dibi delinecek kadar unutmuşum ocakta. Allahtan dibi delinmiş yoksa boomm...

          Annem küçükken hatta hala hep şu üç konuda eleştirir beni Allah için sadece bunlar değil tabi eleştirdikleri ama en çok eeennnn çooookkkkk şu üç konuda;
1. Allahtan organların yapışık yoksa onları da kaybedeceksin. ( Her zaman her şeyi küçük - büyük fark etmez kaybetme bir yerlerde unutma alışkanlığım var...
2. Malının kıymeti yok...  Cidden yok çok hor kullanırım.
3. Unutma unutulanlar unutanları hep unuturlar;) kişi bensem yani... Unuttuğum şeyler var benim... Ama evde özellikle ocakta bir şeyler unutuyorum. ısrarla, vazgeçmeden unutuyorum...  Unutkanlığım zaten kısa olan boyumu defalarca aştı... ;)

          Bugün de geçen ay yenilediğim düdüklü tencereyi yine içinde; kül olmayı değil pişmeyi umut etmiş nohutlarla birlikte ocakta unuttum. (son iki yılda bu 4. düdüklü tencerem. Kaldı ki annem neredeyse 20 yıllık düdüklüsünü geçenlerde yeniledi :D hem vallahi hem billahi hem tillahi... :D )   Açtım dolabı geçen haftadan beri yaktığım diğer tencereleri ve çaydanlığı da çıkarıp yanık tedavisine başladım. ( nasılsa ben bu tencereyle yetinmem biliyorum diyip son tencereye kadar biriktirip toplu temizliyorum :)))
       
Ciflemekten,tellemekten anca bu kadar


          Tencere dibindeki yanıklar nasıl geçer? Elimde gördüğünüz bu lavabo açıcılarla imkansız değil ;)

 Tencereye koyduğumuz su kaynamaya başlayınca ( ağzına kadar doldurmuyoruz çünkü bu lavabo açlar bayağı bir köpürüyor) bu ilacı yavaşşşşşçaaaaaaa döküp bir kaç dakika daha kaynatıp normal süngerle yıkıyoruz. ama iyice duruluyoruz aşırı aşırı iyice duruluyoruz...  Bitti... Çok inatçıysa tellenebilir bayağı yumuşuyor çünkü yanık tabakası ya da bir paket daha eklenebilir. Hepsi bu Aşağıya da bir öncesi - sonrası bırakıyorum. Dayanamadım tencere kurumadan fotoğrafladım.Bilgiyi paylaşmak gerek. Hayat paylaşınca güzel... :D Öyle işte Sevgiyle kalın...


 







11 yorum:

DARK_BLUE dedi ki...

allah korumuş.. ama bu gerçekten çok tehlikeli.. yani çok farklı sonuçlanabilirdi durum..

SÖYLENMEMİŞ NE VARSA... dedi ki...

değil mi? yaşadığım korkuyu anlatamam. artık alarm kuruyorum, elektrikli su ısıtıcısı kullanıyorum., Yemek pişmeden asla mutfaktan ayrılmıyorum :))))

de kubad dedi ki...

Hahhaha :) Tatsız bir gecenin hikayesi bu ama öyle bir üslupla yazmışsınız ki, gülümseyerek okudum. Ama yağmur sesiyle başlıyordu ya, benim için yağmurun hikayesini okumak bile güzel, bir gevşemişim ki ekran başında, sonrasında başka bir şeye dönmüş olay.
Annenizin laflarına da ayrı güldüm.

Gece gece iyi geldi :)

SÖYLENMEMİŞ NE VARSA... dedi ki...

:)) yağmurun bende de yeri ayrıdır. Duyduğumu zannettiğim yağmur sesinin bambaşka bir şeye dönüşmesi beni de şok etmişti... Ne umuyordum ne buldum ;)

Benden Bizden dedi ki...

Çok geçmiş olsun! Allah beterinden korumuş.

Adsız dedi ki...

gerçekten büyük cesaretmiş Allah korumuş

SÖYLENMEMİŞ NE VARSA... dedi ki...

çok çok sağolun Benden Bizden ve isimsiz misafirim :)) Gerçekten Allah koruyor...

mevlüde Turk dedi ki...

Hahahahahahaaa ay ne guldum hem yayinina, hem bana biraktigin yoruma:))
O duduklu macerasi bendede var. Aksam 8de azicik isinsin diye hasladigim misirlari koydum dudukluye, altinida en yuksege ayarladim. Hemen isinacak yiyecegim. Unutacagimi unutmusum:)) Sabah mutfaga girdigimde yogun bir duman gozgozu gormuyor, cocuklara soyleniyorum: essek sipalari ne unutmuslar ocakta diye. Duman cekildikten sonra baktimki o essek sipasi benmisim:))
O yaniklari bende bir su bardagi su ile bir su bardagi sirkeyi kaynatiyorum tencerede. Kalip gibi kaldiriyor butun yanigi.
O kadar seviyorsan yagmur sesini bana gel. 7/24 yagiyor burada. Hatta 2 yil once gece gunduz hic durmadan 29 gun yagdi. Huzurun yagmurla baslayip, yagmurla biter. Garanti veriyorum:))

SÖYLENMEMİŞ NE VARSA... dedi ki...

Çok geçmiş olsun... Yalnız değilmişim sevindim :) Allahtan bir felaket yaşanmamış... Su-sirke ikilisi daha sağlıklı geldi. Derhal denenensi, test edilesi ( üç gündür yemek pişirmiyorum) Hatta sabah ekmek arası hazırlayıp folyolayıp peteğin üzerine koyuyorum valla mis gibi tost oluyor. o kadar korktum mutfaktan :) yağmur sesine gelince bayılırım gerçekten ama sanki 29 gün ... bilemedim ne desem :))))))

Handan dedi ki...

Ben de mutfaktan çıktığımda anında unutuyorum ocağı. Çaydanlık yakmaktan elektrikli çaydanlıkla kurtuldum neyse. Yemek pişmeden de ocağın başından ayrılmıyorum. Mutfakta yapacak iş kalmazsa kitabımı alıp geçiyorum oraya.

Tencerelerin içine omo koyup kaynatınca da çıkıyor yanıklar aklında olsun. Lavabomun altında kavanozda omo var desem sanırım tencere yakma kapasitem çıkar ortaya.

Geçmiş olsun. Ucuz atlatmışsın.

SÖYLENMEMİŞ NE VARSA... dedi ki...

Bu konuda yalnız olmadığımı bilmek rahatlatıcı olsa da ( anneme tek tek okutacağım yorumları) :))) Gerçekten dikkatli olmak gerekiyor. Omo fikri için ayrıca teşekkür ederim ;) bir sürü yeni bilgi öğreniyorum sayenizde ;)